Yapılan iyiliğe karşı vefasızlık tefeciliktir. (Ankara Edebiyat 03.06.2026)

Gemini_Generated_Image_ehneznehneznehne

Yapılan iyiliğe karşı vefasızlık tefeciliktir.

Sordum yıllar öncesi bilinmez bir zamanda ustama…

Ustam, kötü insan tarifine uyan yığınlarca karakter var, bunların içinde seni en çok rahatsız eden türler hangileridir?

Ustam derin bir iç çekti ve yekten:

Guzum, hani işi bitene kadar etrafınızda fır dönüp işi bittikten sonra vefasızlığın diplerinde dolaşanlar var ya? İşte onlar, dedi.

İyi de ustam, o her insanın tıynetinde var. Kaç insan öyle değil ki? Siz bunları benden daha iyi bilirsiniz. Neden üzer ki sizi bu insanlar?

Yavrum, esasında beni üzen onlar değil. Bu tür insanların vefasızlığına bakıp da diğer yardıma ihtiyacı olan iyi insanlara yardım edilmemesi.

Bak, bununla ilgili sana güncel bir fıkra anlatayım:

Nasreddin Hoca’yı bir gün Konya Meram’da bir köpek ısırmış. Hoca da seksen dört sene sonra kestiği dallardan, pazardan çocuklara aldığı düdüklerden, göle çaldığı yoğurtlardan kazandığı parayla Erciyes’e kayak yapmaya gidince, kayak yaparken düşmüş, ayağı şişmiş. Tuz yakısı falan yapmışlar, ayağındaki pis kan dağılmış.

Aksayarak yürümeye başlamış. Yürürken dağda bir köpek görmüş; hemen başlamış köpeği kovalamaya o aksak haliyle.

“Hocam ne yapıyorsun? Köpeği neden kovalıyorsun Allah aşkına? Köpeğin ne suçu var, zararsız, ağzı var dili yok” demişler.

“Bu köpek beni Meram’da ısırmıştı” demiş Hoca.

“İyi de Meram’da ısıran köpekle bu köpek aynı mı? Sen bari etme hocam” demişler…

“Aynı köpek değil ama bu da o itin soyu” demiş Hoca…

Şimdi ustam, benim de bir meramım var…

Diyorlar ki: “Başkasının vefasızlığı ya da kadir kıymet bilmezliği diğer iyi insanları neden olumsuz etkilesin ki?

Biz yolumuza bakalım, belki içlerinden iyiler çıkar, verilen değeri hak etmiş olurlar. Kötüye bakarak iyileri iyiliklerden mahrum etmeyelim.”

Etmen guzum, edin diyen mi var? dedi ustam.

Ustayla çırak atışadursun…

Abartarak söylüyorum, bin kere yazdım, tekrar yazacağım.

Cemil Meriç Üstat demişti ki: “Karşılık bekleyerek yapılan iyilik, iyilik değil, tefeciliktir.” Bu söze kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum.

Ama fakat lakin!

İyilikleri karşılıksız bırakanlardan kendi adıma nefret ediyorum. Bu nefret sert oldu biraz, farkındayım.

Kendi adıma nefret ediyorum bakın, kendim için değil.

İnsanları zor bela yardım yapmaya ikna ediyorsun; yardım edilen kişi sanki kendisine herkes yardımcı olmaya mecburmuş gibi davranıyor, yardım edene bir kuru teşekkürü bile çok görüyorsa nefretimin sebebi anlaşılır.

Yardımı hak edene yapın, kadir kıymet bilmeyene değil.

İnsanların yakın çevresine değil de neden uzaktaki, hatta hiç tanımadığı kimselere yardım ettiğini düşündünüz mü?
Ben düşündüm: Beklentiye girmemek ve yardım etme içgüdüsünü kaybetmemek için.

Bakın, her insanın nefsi var, gururu var. Kimse yunmuş arınmış değil, o insanlar eskide kaldı.

Komşunun başına iş geldiği zaman kendini ateşe attıysan, senin başına iş gelince komşun hiçbir şey olmamış gibi saçını tarıyorsa…

Bir daha kimseye yardım edemezsin.

Son olarak diyorum ki:

Yapılan iyiliğe karşı vefasızlık tefeciliktir.

https://ankaraedebiyat.com.tr/yapilan-iyilige-karsi-vefasizlik-tefeciliktir/

 


Mustafa Süs'ün kişisel blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın