Kim Ne İçin Yazar? (Ankara Edebiyat 07.05.2026)

mustafa süs (2)

Kim Ne İçin Yazar?

” Gidip herkes gibi hayatını yaşamak varken, zaten bir insan niye yazar ki durup dururken?” diye sordum ustama…

Ustam elinde bıçak, kalem sivriltiyordu… Kalemin ucunu iyice sivrilttikten sonra: “Keşke bazen kalemi kâğıda saplayınca kâğıdın yırtık, yani delinmiş hâlini de görebilseydi okuyucular” dedi. Sonra birden vazgeçti o fikrinden. “Yok yok, görmesinler” dedi. “Yazarı asabî zannederler; asabî olduğu için kalemi kâğıda sapladı derler.”

Sonra başladı yazma gerekçesi çeşitlerini anlatmaya:

  • Görünmek İsteyenler: “Guzum, yazmak kimine göre ‘beni gör’ demektir. Görünmek için yazar bu türler. Etkileyici, tesirli yazılar çıkmaz bunlardan; her ne kadar dolu dolu yazmış olsalar da… Sadece okuyucular yazarı tanımıyorlarsa biraz etkileyici olabilir.”
  • Hizaya Sokmak İsteyenler: “Kimi kendi çevresindeki insanları hizaya sokmak için yazar. Herkes nasibini alır o yazılardan. Kendileri hizada olmayınca bunların yazıları da pek etkileyici olmaz; düşman kazandıklarıyla kalırlar.”
  • Yeni Şeyler Söyleyenler: “Kimisi yeni bir şeyler söylemek, literatüre yeni kavramlar koymak için yazar. Tabii kendi tarlasında yetiştirdiği bir ürüne isim koyuyorsa eyvallah ama başkalarının tarlasındaki ürüne isim koyuyorsa o tutmaz. Bunun bilincindeyse, güzel yazılar çıkar bu türden yazanların kaleminden.”
  • Yön Değiştirmek İsteyenler: “Kimisi de aşağı akan suyun yönünü değiştirmek için yazar! ‘Su yokuş yukarı akacak olsaydı Allah öyle yaratırdı,’ demeden… Bunlar bazen gülünç duruma düşebilir.”
  • Tarihin Seyrini Değiştirenler: “Tarihin seyrini değiştirmek için yazanlar var mesela! Akarsuyu yokuş yukarı akıtmaktan daha zor bunların işleri ve daha nitelikli… Bunlar; masa başında yazılan tarihi ters yüz etmek, gerçekleri ortaya koymak gibi ulvi mefkûreler peşine düşerler.”
  • Kendine Nizam Verenler: “Bir de dünyaya değil de kendine nizam vermek için yazanlar vardır; bunlar sözlerinin arkasına düşerler. Yazdıklarının tutsağı olurlar. Kestikleri her ahkâm ile kendilerine sınır belirlerler ya da başlarına ‘iş’ alırlar. Bizim toplumda bir iş ortamında ortaya bir fikir atan olursa o iş ona kalır ya… Bunlar da ortaya attıkları fikrin, fikri takibini yapmak zorunda kalırlar.”

En son…

“İçinde birikenleri dışarıya atmak, içinde yaşadığı acıyı bastırmak, içinde yaşadığı acıyı kamufle etmek, kendisini insanlardan gizlemek, ne gelirse dilinin ucuna hepsini söylemek, bir nevi daralan ruhunu rahatlatmak için yazanlar var.”

“İyi de, son verdiğiniz örnek neredeyse hepsi ayrı bir başlık olacak şekilde çeşitli; neden hepsini tek başlıkta topladınız?” deyince ustam:

“Soruyu sormakta haklısın ama istediğin cevabı vermeyeceğim. Son örnekteki çeşitliliğe bakma, hepsini tek bir insan yazar genelde.

Bu insanın gizli ajandası yoktur, olduğu gibidir. Karnından konuşmaz bu türler. Herhangi bir beklentileri de yoktur bunların; etkiler de insanları… Kimseye yaranma amacı da yoktur, kimseden de korkmaz bunlar.”

“Çay varsa içelim,” dedi ustam; kalemiyle koluna imzasını atmaya çalışıyordu. Kalemi kendine batırınca verdiği acının yüzüne yansımasını görmemi ister gibi…

Mustafa Süs

https://ankaraedebiyat.com.tr/kim-ne-icin-yazar/

 


Mustafa Süs'ün kişisel blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın