Mideye Sülük Sarkıtma Fikri

oplus_34

oplus_34

Mideye Sülük Sarkıtma Fikri
Hiç unutmam, iftardan önce pide kuyruğunda beklerken aynı zamanda “boşluğu doldurayım” diye telefonla konuşuyorum. Telefonla dediğime bakmayın, telefonun öte yakasındaki bir arkadaşımla konuşuyorum. Normalde bilen bilir, bilmeyen de öğrensin — telefonda konuşmayı hiç sevmem.
Arkadaşım dediğime bakmayın, benim her türlü kahrımı çeken bir dostumla da diyebiliriz. İnsanların sürekli hastalığından şikayetçi olmasından söz ediyoruz.
Küçükken babama “dirseğim ağrıyor” desem, bizim sülalede var öyle bir hastalık derdi: “Garibim ne etsin, dirsek için hastaneye mi götürsün? Vurmuşsundur bir yere, alettirik çarpmış gibi olur, geçer sonra.”
Şimdi bu sürekli şikayetlerin sevimsiz bir davranış olduğundan falan bahsederken aklıma birkaç gündür midemi bulandıran, başımı da döndüren hastalığım geldi. Neydi adı? Helikobakter.
Evet, liseden beri devam eden ve bir türlü çözüm bulamadığım bir dert. Yaklaşık seksen dört doktora gitmişimdir. Leyla’yla Mecnun’a çare buldular, benim mideye bulamadılar. Allah başka dert vermesin.
Antibiyotik tedavisi denedim birkaç kez, geçmedi. Damla sakız çiğne dediler, onu yaptım, yine geçmedi. Nüksettiği zaman migren dahil ne varsa musallat ediyor başıma. Stresi ve soğuğu da çok seviyor — köftehor!
Arkadaşla sohbet ederken, hani insan en çok yakın arkadaşıyla sohbet ederken saçmalarmış ya… Ondan mülhem, arkadaşa dedim ki:
“Hani sülük tedavisi uyguluyorlar ya, vücuttaki pis kanı çekmesi için, mideme de birkaç sülük sarkıtsak mı ki? Belki helikobakteri çeker, ben de rahatlarım,” dedim.
Tabii bunları pide kuyruğunda konuşuyoruz, doğal olarak sesim de etrafa duyuluyor. Önümde orta yaşlarda iki kadın var. Önce biri baktı, süzdü beni baştan aşağı. Ardından diğeri — aynı hareketlerle süzdü. İkisi de tuhaf tuhaf yüzüme baktı.
Mideye sülük sarkıtma fikrini büyük ihtimalle beğendiler. Yoksa niye tuhaf tuhaf baksınlar? Mide koruyucu içeceğim desem, normal karşılarlar, dönüp bakmazlar bile.
Kasaya doğru giderken yine denk geldi — ilk bakan ve tedavi yöntemimi oldukça beğendiğini düşündüğüm şahıs. Aman deyim, huylandım bir an önce çıktım marketten. Neme lâzım belki, Sağlık Bakanlığı’na falan bu bulunmaz tedavi yöntemini bildirir… Uğraş dur, işin yoksa…
Şimdi konumuza dönecek olursak: İftarın ardından çay mı sarkıtalım, mideye sülük mü?
Yoksa yaşayalım mı helikopter, pardon — helikobakter ile bir ömür daha?
M’S


Mustafa Süs'ün kişisel blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın