Her Komplo Teorisine İnanma Guzum

IMG-20260619-WA0014

Her Komplo Teorisine İnanma Guzum
Hiç unutmam, bu akşam seksen 4 gündür katılamadığım ve neredeyse devamsızlıktan kalacağım sohbete katıldım. Hoş, sohbetin kurucu önderi onun da adının başında Prof. var, Abdülkadir Dağlar, TYB Kültür ve Sanat Ödüllerini almak için İstanbul’a gitmişti, yerime imza da atan olurdu ama çok ara verdik…
Musahabemizin konusu “Bir zihin yönetme aracı olarak halkla ilişkiler” idi.
Adının başında Prof. olan Ercan Aktan hocamız bizi aydınlatmaya çalışıyor, ben de aydınlanmamak için mücadele edenler gibi sağa sola sataşıyordum. Ama yine de adam dinletiyor kendisini, helâl olsun.
Dinlerken hem sohbet esnasında hem soru-cevap kısmında komplo teorileri havada uçuşuyor.
Şu meşhur boykot ettiğimiz gazlı içeceğin kurduğu vakfın Aydın’da kirli dere temizleyip, oradan masum bir kimliğe bürünüp bize ürünlerini nasıl “kakaladıklarını” anlattı. Hatta Ramazan’da yeşil kapaklı ürün satarak bizi nasıl söğüşlediklerini falan…
İflas eden sigara firmasının, kadınlara “Siz erkeklerle eşitsiniz, tabii ki sokakta sigara içmelisiniz.” diyerek beş-on kadına sigara verip, Amerika sokaklarında onlara nasıl sigara içtirip fabrikayı iflastan nasıl kurtardığını anlattı.
“Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi var” yalanıyla domuz sucuğu satanlar, serpme kahvaltıyla milleti bir dönem kazıklayanlar falan…
Biz de boş durmadık tabii.
Ben sohbeti yerde oturarak dinlediğim için tam o esnada kot pantolonun dizindeki aşınan kısmı, bir başka adının başında Prof. olan iletişimci hocama Selami Özsoy’a WhatsApp’tan gönderdim. Adını verip burada kendisini ifşa etmek istemem.
“Bak,” dedim, “bu gavurlar namaz kılanları fişlemek için sağ dizi bozuk yapıyorlar bilerek. Eskiden askerde namaz kılanları öyle tespit edip ordudan atarlardı ya…”
Selami hocam bir adım ileriye taşıdı komplo teorisini: “Bu Yahudiler,” dedi, “sandalyede namaz kılmayı teşvik etmek için yapıyorlar bunu…”
Vizontele hesabı, “şerefsizim benim aklıma gelmişti” diyecektim de, gelmedi Allah var…
Tabii devam etti kapı önünde muhabbet, öyle kalır mı?
Dedim, şimdi ben herhangi bir kitap okuyunca veya sohbete katılınca hemen düşünürüm: “Evet, şimdi hayatımda ne gibi değişiklikler olacak?”
Hani var ya…
Mehmet Akif İnan üstadın:
“Her eylem yeniden diriltir beni,
Nehirler düşlerim göl kenarında.”
Yani bu sohbetin mala-davara faydası ne olacak? “Dolduruşa gelmeyin, dolmuşa binmeyin” mi? “Her algıya inanmayın” mı? “Her düşü de eyleme geçirmeyin” mi?
Hiç unutmam diye söze başladım, tekrar ikisini bir arada bulunca…
Seksen 4 sene önce İsmet emmimin bir kitabını okudum. Kitapta, “Engeller, gözümüzü hedeften ayırdığımızda gördüğümüz o ürkütücü şeylerdir.” yazıyordu.
Ben de o sıralarda hayatımla ilgili önemli kararlar arifesindeydim. Karşıma çıkan sorunların hepsini görmezden gelip yoluma devam ettim ve uçurumu boyladım… deyince gülüştük ve onlar sohbet uzayacak zannedip korktular, ben oradan uzaklaştım.
Tabii her düş eyleme geçmeyecek diye bir şey yok. Özellikle üzerimize farz olan meselelerde engeller bizi yıldırmamalı, İsmet emmime kulak vermeli…
Sonra da dua etmeli.
Yani demem o ki…
Çoğu komplo teorileri, Selami hocamla ikimizin ayaküstü uydurduğu “pantolonların dizinin kötü yapılmasının tek sebebi sandalyede namaz kılmayı teşvik amaçlı” gibi komplo teorileri olduğunu unutmayın. Hepsine inanmayın. Bunca yazıyı sırf bunu diyebilmek adına yazmak zorunda kaldım.
Belki de Allah bizleri gerçekten sevdiği için yağmur yağdırıyor! Hak ettik belki, kim bilir? Dünya mazlumlarından birinin duasını almışızdır! Olamaz mı?
M’S

 


Mustafa Süs'ün kişisel blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın