Modern zamanlarda görünmeyen kul hakkı (Yeni yazım-Deneme)

mustafa süs

Modern zamanlarda görünmeyen kul hakkı (Yeni yazım-Deneme)

İnsanlara “Kul hakkı nedir?” diye sorsalar genellikle; bir başkasının hakkını gasp etmeyi, borcunu ödememeyi, dedikodu yapmayı veya iftira atmayı sayarlar. Evet, bunlar kul hakkına girer. Birebir yapılan bu haksızlıklar için helallik alınmadan ölünmüşse, bedeli öteki âlemde mutlaka tahsil edilir. Hatta dedikodusu yapılan kişi hakkını helal etse bile bunun bir karşılığı vardır. Zerre kadar hayrın da şerrin de hesabı sorulacaksa —ki sorulacaktır— insana elbet: “Sen neden iyi bir insan olmadın?” denir. Allah en doğrusunu bilir.

Tıpkı dünyada bir kazaya karıştığınızda, karşı taraf şikâyetçi olmasa bile zarar büyükse devletin “kamu davası” açması gibi…

Bu yüzden Allah’ın ve insanların merhametine sığınmak güzeldir; ancak “iyi olmanın” yollarını aramak çok daha değerlidir. Bunların dışında, bir de adeta bir “gizli özne” gibi olan, görünmeyen kul hakları vardır. Herkes bunun farkındadır ama somut olmadığı için kimse oralı olmaz ve bu günaha kolaylıkla düşebilir.

Nedir Bu Görünmeyen Kul Hakları?

  • Vefasızlık: Görülmesi gereken iyiliği görmezden gelmek, ancak aranmaması gereken hatayı sürekli kollamak.
  • Gizli Menfaat: “Karşılık beklenerek yapılan iyilik tefeciliktir” tamam ama karşılıksız yapılan iyiliğe vefasızlık daha beter tefeciliktir düşüncesine riayet etmemek.
  • Rencide Etmek: İnsanları toplum içinde utandırmak; kalabalık içinde insanlara akıl vermeye kalkışmak.
  • İlgi İstismarı: İhtiyacı olanı ilgiden mahrum bırakırken, ilgi istemeyene şımarıkça ilgi göstermeye çalışmak.
  • Empati Yoksunluğu: Kendine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına reva görmek.
  • Heves Kırmak: Bir insanın yaşama sevincini baltalamak; övünerek yaptığı işleri görmezden gelip onun başarısını küçümsemek.
  • Emek Hırsızlığı: Ekiple yapılan güzel işleri kendine mal edip, hataları başkalarına yüklemek.
  • Kibir ve Haset: Tavsiyesine uymayanın başına kötü bir şey geldiğinde bunu sürekli başına kakmak; tavsiyeye uymadığı halde başarılı olanı ise takdir etmemek.
  • Bozgunculuk: İki kişinin dostluğunu kıskanıp aralarını bozmak için “subliminal” (bilinçaltı) çabalar göstermek.
  • Barıştırmamak: Küsleri barıştırma imkânı varken geri durmak.
  • Tutarsızlık: Okuyarak, dinleyerek öğrendiği güzel hasletleri başkalarına dikte ederken kendisini bu hasletlerden mahrum bırakarak başkalarının bu erdemlere olan güvenini sarsmak.
  • Gittikçe Büyüyen Yaralar: Basit gibi görünen bir azarlamanın ruhta açacağı uçurumun fark edilmemesi. Öz güvenin yok edilmesi.
  • İtibar Suikastı: Kişisel çıkarları uğruna sevmediği birinin toplumdaki saygınlığını zedelemek.
  • Kötü Örnek Olmak: “Bana değil inandığım dine bakın, kötü zengine bakarak nasıl ki paradan soğumuyorsanız bana bakarak da dinden soğumayın” kolaycılığına sığınarak; “İslam’ı öyle yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin.” düsturuna muhalif olup insanları dinden soğutmak.
  • Cimrilik: Kazancına fakirleri ortak etmemek, hayır ve hasenat işlerinden uzak durmak.
  • Bilgi Cimriliği: Sahip olduğu bilgiyi insanlarla paylaşmaktan kaçınmak.
  • İş Ahlakı: Çalıştığı iş yerinde görevini savsaklamak veya başkasının işini yaparak onun tembelliğine çanak tutmak.
  • Liyakatsizlik: Vasıflı insanları hak ettiği makamlara getirmeyerek, vasıfsızlara alan açmak ve kamuda çalışma barışını bozmak.
  • Görev vermemek: Terbiyesinden “görev istenmez verilir” şiarıyla hareket edip kimsenin kapısını çalmayan nitelikli insanları görmezden gelmek.
  • Çok Konuşmak: İnsanları bıktıracak derecede çok ve gereksiz konuşmak; diğer konuşmak isteyenlere fırsat vermemek.
  • Hatalara Kılıf: Kendisini haklı çıkarma adına; davranış haline getirdiği kötülüklere bahaneler bulup onları normalleştirmeye çalışmak.
  • İsraf: Bir kurumu yönetirken kaynakları verimsiz projelere harcamak.
  • Seçme Hakkı: Vizyonu olmayan, kaynakları israf eden, kamu malını kendi çıkarı için kullanan veya çalan yöneticilerin ilk defa veya yeniden seçilmesine vesile olmak.
  • Ailevi Sorumluluk: Eşler arasında birbirine zulmetmek, birbirini görmezden gelmek veya gereksiz kısıtlamalarla eşine hayatı zorlaştırmak.
  • Eğitim Borcu: Çocuğuna iyi bir örnek, öğrencisine ise vasıflı bir öğretmen olamamak.

Bu liste uzatılabilir ve her biri örneklendirilebilir; ancak uzun yazıların okunmama riski “Demokles’in Kılıcı” gibi tepemizde duruyor. Unutulmamalıdır ki kul hakkı, bugünlerde tıpkı şirk gibi, karıncanın ayak seslerinden daha sessiz bir şekilde hayatımızdadır.

https://ankaraedebiyat.com.tr/modern-zamanlarda-gorunmeyen-kul-hakki/


Mustafa Süs'ün kişisel blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın