İlişkilerde dört insan tipi (Ankara Edebiyat Dergisi 31.12.2025)

mustafa süs

İnsanlar ikili ilişkilerinde mutluyken sorun yoktur ama araya kötü şeyler girince işler hemen değişir. Bugüne dek kötü giden ilişkilerde kendisini suçlayan çok az insan gördüm.

Herkes genelde karşı tarafı suçlar, bu değişmez. Aslında kimi dinlerseniz dinleyin, o kişi haklıdır. Haklıdır; çünkü insanlar size, psikoloğa veya hâkime haksız olduğu konulardan söz etmezler. Size anlattıklarının üzerine yemin de etseler yeminlerine zarar gelmez. Çünkü anlattıkları kayıtlı ve ispatlıdır; (kendi zihinlerinde) yüzde yüz haklıdırlar.

Karşı tarafın haklı olduğunu anlatanlar da vardır, yok değil. Bu “haklı” dediğimiz kişiler, onların haklılık payının sadece bir kısmını anlatırlar. Bu da kendi haklılıklarını teyit etme amaçlıdır. Yani, “Bakın ben ona da hak veriyorum,” diyerek kendilerinin inandırıcı olduğunu ispatlamaya çalışmaktır gayeleri; bir nevi sinsilik…

Oysa buna delil karartma mı dersiniz, bilinmesi gerekeni kamufle etme mi dersiniz ne derseniz deyin; bu türden insanlar esas anlatılması gereken konuları gizlerler. Bunlar çok kötü şartlarda yetişmemiş olsa da şımartılan insan türüdürler.

Şımarık, terk edilmekten korkmayan ama “terk edilince aklı başına gelen”, genelde her istediği yapılan, belki el bebek gül bebek yetişmiş, rahatlıkla “hayır” diyebilen, dertsiz ama dert veren özellikleri vardır.

Bunlar “iki köyü bir eşeğe bindirip terkisine de kendisi binen” tuhaf tiplerdir. Ortalığı yakarlar ama kendilerinin bunda bir parmağının olmadığını iddia ederler. Kendilerini suçlayana “iftiracı” bile derler. “Yüzüne de söylerim ben bunu,” diyerek herkes hakkında olumsuz konuşmayı şiar edinmişlerdir. Sütten çıkmış ak kaşık gibi sütü simsiyah ederler ama kendilerinin ak olduğunu iddia ederler.

Nasreddin Hoca’nın “Sen de haklısın,” dediği iki insan türü işte. Herkes kendisinin haklı olduğu tarafı anlatınca…

Bir de sürekli karşı tarafa hak veren insan türü vardır. Aslında bunlar haklıdırlar da kendilerini savunamayacak kadar eziktirler aynı zamanda. İşin kötüsü, terk edilme endişesi yaşar bunlar. İlişkisi bozulan her kimse ondan sürekli özür dilerler ve bu durumda da ezildikçe ezilirler.

Karakter olarak demeyelim de zayıf insanlardır bunlar. Çocukluktan itibaren azarlanmış, itilmiş, belki ötekileştirilmiş insan türüne girerler. Çocukluklarına da inseniz değişen bir şey olmayacaktır. Sürekli verirler, edilgendirler, “hayır” demeyi bilmezler. Yüzleri yumuşaktır. Dertleri bitmez genelde.

Bir de testere gibi, “bir sana bir bana” diyerek hakkı da haksızlığı da eşit şekilde bölüşen adil insan türü vardır. Bu insanların soyu tükenmek bilmez. Eskiden de vardı şimdi de var. Soyu tükenmesin diye dua edilir bunlarla ilgili.

Bu insanlarla kolay kolay sorun da yaşamazsınız aslında. Ama illaki sorun yaşıyorsanız bilin ki kendisini sizin tahmin bile edemeyeceğiniz şekilde suçlar. Tabii suçu varsa… Suçu yoksa karşı tarafı suçlamamak için elinden geleni yapar. İllaki anlatılması gerekiyorsa da olanı biteni olduğu gibi anlatır. Ayrıntıda gizlenen şeytanı bile gösterir görünmez parmağıyla…

Derviş meşrepli insanlardır bunlar. Sayıları o kadar azdır ki… Bu insanlarla karşılaşınca herkes şaşırır. Hatta size bir ipucu vereyim: Bu insanların rol yaptığını düşünen bile vardır. Hem rol yaptığını düşünürler hem de gerçekten bu tür insanların olmasına tahammül edemezler. Tahammül edemezler; çünkü bunların çıtası o kadar yüksektedir ki yetişemez kimse bunlara. Kim ister boyu uzun insanla fotoğraf çektirmek?

Bir de bu türden olan insanların etrafına akbaba gibi çöreklenmek isteyenler olur. Kimisi hata yaptırmak için saf tutar etrafında, kimisi gölgesinde paye kapmak için, kimisi de feyz almak için. Feyz almak isteyen sayısı da epeyce azdır tahmin edersiniz.

Bu üç insan türüne ek olarak bir de mutedil insan türü vardır. Onlar da kahir ekseriyeti oluşturuyor. Kimseye zararı olmayan ama topluma da faydalı olmaya çalışan türden.

Yazımızda belirttiğimiz ilk insan türü el bombası gibidir. Boyutları küçük olsa da vereceği zararın alanı oldukça geniştir. Aslında hiçbir şeyi dert etmiyor gibi görünseler de en çok zararı kendilerine verirler.

Hiçbir şeyden memnun olmadıkları için toplumda doğru dürüst kimse tarafından sevilmezler. Her şeyden şikayetçi olurlar, baskın karakterleriyle herkesi etkisi altına aldıklarını düşünüp lider zannederler kendilerini. Oysa arkalarında “minnet duyanlar” (veya mecbur kalanlar) hariç kimseyi bulamazlar.
https://ankaraedebiyat.com.tr/iliskilerde-dort-insan-tipi/


Mustafa Süs'ün kişisel blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın