İrtifa kaybeden muhalefet (Diriliş Postası 02.02.2026)
İrtifa kaybeden muhalefet
Eskisi gibi iktidarın nimetlerinden faydalanamama hırsı muhalif kesimi çok yoruyor. “İktidarda kim olursa olsun bizim borumuz öter” mantığıyla hareket ediyorlardı…
Bir yere kadar haklıydılar; evet, boruları ötüyordu. Uzunca bir süre de bunu devam ettirdiler. Ancak son zamanlarda müthiş bir irtifa kaybettiler.
Recep Tayyip Erdoğan bunların “olmayan” ayarlarını bozdu.
GPS sistemi bozulmuş navigasyon gibi ne yöne gideceklerini şaşırdılar.
“Silkele de görelim” resti, bunların son denemesiydi. Orada verilmek istenen mesaj açıktı:
“Biz her türlü usulsüzlüğü yaparız; kimse de bize ‘Neden görevini yapmıyorsun, neden milletin kaynaklarını birilerine peşkeş çekiyor veya yurt dışına kaçırıyorsun?’ diyemez.”
Evet, bunu ciddi ciddi düşündüler. “Soruşturma açılır, yargı devreye girerse ‘siyasi operasyon’ der sıyrılırız; millet de bize inanır, onlara değil bize oy verir” düşüncesindeydiler.
Evet, kitlelerini konsolide ettiler, meydanlara çıkıp mağdur rolü oynadılar ama bu da bir yere kadardı. Artık meydanlara eskisi gibi insan toplayamıyorlar.
“Silkele de görelim” restinden sonra gerçekten “silkelenince” gözüne far tutulmuş tavşan gibi önlerini göremediler.
Nereye gideceklerini, kime sataşacaklarını, kimden yardım dileneceklerini bilemediler. Denize düşen misali; bazen Batı’ya el açtılar, oradan yeterli destek göremeyince “Aman oylar gidiyor, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde Kürt seçmeni kaybedeceğiz” diyerek terör örgütlerine yanladılar onları şirin göstermeye çalıştılar.
Bir yandan “başörtüsü açılımı” dediler, diğer yandan ellerinde kadehlerle mezarlık ziyareti yapıp Cuma çıkışı basın toplantısı düzenleyerek komik duruma düştüler.
Recep Tayyip Erdoğan’a benzemeye, onu tıpa tıp taklit etmeye çalışırken kartal gibi uçmaya yeltenen karganın durumuna düştüler.
Sosyal medyada güvendikleri isimlerin hesapları ifşa oldu; FETÖ’cülerle iş birliği yaptıkları, hatta onlardan aldıkları suflelerle ayakta durmaya çalıştıkları ortaya çıktı. Gittikçe rezil oldular, olmaya devam ediyorlar.
Diğer muhalefet partileriyle birlikte hareket ettikleri için onları da kendilerine benzettiler. Sonuç olarak, toplumun hasret kaldığı “gerçek muhalefeti” bir türlü icra edemediler.
Hiçbir öngörüleri gerçekleşmedi; vadettikleri ne varsa hayata geçiremediler.
Dış politikada, Suriye’de, Libya’da ve Afrika’da söylemleri karşılık bulmadı.
Hâl böyle olunca da siyasi zeminde ciddi güç kaybettiler.
Ülkenin ana muhalefet partisinin tek derdi, hapishanedeki –üstelik pek çok suçlamayla yargılanan– bir şahsın istikbali olabilir mi?

Mustafa Süs'ün kişisel blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
