Site icon Mustafa Süs'ün kişisel blogu

Konyalı Kırmızılı Kadının Yüzümüzden Çıkardığı Maske

9ep9-konyanin-kirmizili-kadini-sultan-ozcan-hayatini-kaybetti

Konyalı Kırmızılı Kadının Yüzümüzden Çıkardığı Maske

Hiç unutmam, Konya’da yaşadığım yıllarda birkaç kez karşılaşmıştım Kırmızılı Kadın ile. Bugün ölüm haberini okudum. Ardından herkes methiyeler diziyor. Yaşarken kendisine maddi anlamda destek veren olmuştur, ona bir şey diyemem. Konya insanı kimseyi açta açıkta bırakmaz. Ama kaç kişi oturup derdiyle hemhâl olmuştur, işte o muamma!

Kadın hakkında ilginç hikâyeler anlatılıyor, hiçbirine vâkıf değilim. Aşk acısı çekti diyen var, zekâsı yüzünden meczup oldu diyen var, bir erkeğin zulmüne uğradı diyen var…

Hatta arkadaşımın biri ”Bir erkeğin bir kadını ne hâle getirdiğinin kanıtı” yazmış. Oradan mesajını vererek şöyle bir çıkarımda bulunmuş: ”O dışına kustu, biz içimize.” Çok düşündürdü bu cümle beni. İnsanlar kendi yaşadıklarına bakıyor, ateş de düştüğü yeri yakıyor. Benim dikkat çekmek istediğim nokta tam da burası işte. Rahmetli Neşet Ertaş’ın sevdiğine yazdığı bir türkü vardı, sözleri şöyleydi:

Bugün bana bir hal oldu

Yardan kara haber geldi

Vay vay vay vay vay vayy

 

Bu haber bağrımı deldi

Dediler ki Menom öldü

Oy oy oy oy oyy

Oy oy dünya oy

 

Sevdiydik birbirimizi

Açamadık sırrımızı

Babalar hâldan anlamaz

Duysa öldürürdü bizi

Vay vay vay vay vayy

Vay vay dünya vay

 

Büyümüş gelinlik olmuş

Hasretinen rengi solmuş

Vay vay vay vay vay vayy

Vay vay dünya vay

 

Gizli dertten hastalanmış

Bir de duydum Menom ölmüş

Oy oy oy oy oy oy

Oy oy dünya oy

 

Yalandır bu dünya yalan

Var mıdır muradın alan

Cennet yüzünü görmesin

Sevenlere mani olan

Vay vay vay vay vayy

Vay vay dünya vay

 

Göz yaşı seldi dediler

Ölürken güldü dediler

Vay vay vay vay vay vayy

Vay vay dünya vay

 

Haberi geldi dediler

Menoşum öldü dediler

Oy oy oy oy oy oyy

Oy oy dünya oy

 

İnsanoğlu heç mi idi

Öksüz sevmek güç mü idi

Biz de murada erseydik

Garip olmak suç mu idi

Vay vay vay vay vayy

Vay vay dünya vay

Oy oy dünya oy

Vay vay dünya vay…

 

Meno, kızın adı. Sanırım kendi koymuş bu adı türküye. Asıl adını gizlemiş. Tersi de olabilir bilemiyorum.

Arkadaşımın “Kırmızılı Kadın dışına kusmuş, biz de içimize” dediği yerde aklıma Neşet babanın bu türküsü geldi.

Hani bir acı görünce, duyunca ölüyoruz, yanıyor, bitiyoruz ya…

En son Gazze işte! Ölümü göze alıp kalkıp gidenler hariç her birimiz birbirimize masal anlatarak acının edebiyatını yapıyoruz. Kim Gazze yüzünden gizli derde dûçâr oldu, kim yemeden içmeden kesildi?

Kim sevgilisinden ayrıldıktan sonra hayata küsüp bir deri bir kemik kaldı? Herkes hayatına kaldığı yerden coşkuyla devam ediyor. Sosyal medyada birkaç günah çıkarma paylaşımı ile zevâhiri kurtarıyor işte!

O dışına kustu, Neşet’in yari de gizli dertten öldü! Ötekilerin hepsi hikâye, hepsi masal. Madem içimiz yanıyorsa, dışımıza sızan ışıltı neyin nesi? Hani testinin içinde ne varsa dışına o sızardı, ne oldu ona…

Gelelim tekrar konumuza.

Kırmızılı Kadın.

Konya’nın değil tüm insanlığın iç yangını, çelişkisi, iki yüzlülüğü esasında.

Şu an etrafımızda yığınlarca Kırmızılı Kadın vardır; kapısını açmaya tenezzül etmediğimiz, görünce yolumuzu değiştirdiğimiz, onlar hakkında konuşulurken havaya bakarak ıslık çaldığımız…

Belki Kırmızılı Kadın kadar meşhur değildir ama vardır, yığınlarca hem de.

“Bir garip öldü diyeler / Üç günden sonra duyalar / Soğuk su ile yuyalar / Şöyle garip bencileyin” dizelerine hayat verecek olan gariplerden bahsediyorum.

Şöhret olan garipleri hemen alıp baş tacı ederiz, onda sorun yok. Etmeyeni dövüyorlar zaten Alaaddin Tepesi’nde, Muaacır Pazarı’nda, Havzan’da, Lastik Durağı’nda, Zafer’de, Doğanlar’da, Kadınlar Çarşısı’nda, Mevlâna Meydanı’nda…

Dışına değil de içine kusan garipleri bulma, onların derdiyle hemdert olma gibi projelerimiz var mı? Belediyeler olarak, Valilikler olarak, Müftülükler olarak, eğitimciler olarak, medya olarak, fenomenler olarak, sıradan vatandaşlar olarak…

Geçenlerde bir haber okudum. Parkın birine yaşayan, başarılı bir insanın adını vermişler.

O kadar hoşuma gitti ki…

Kel ölmeden sırma saçlı, kör ölmeden badem gözlü olmaz bizim ülkemizde.

Ölünce kele, köre methiyeler dizer; yaşarken değerli insanlarımıza, garip gurebaya sahip çıkmayız!

Kırmızılı Kadın hem yaşarken hem de dar-ı bekâya giderken yüzümüzdeki maskeleri çıkardı ama biz onun ardından methiyeler dizerek o maskeyi tekrar suratımıza geçirdik.

Aslında işin en önemli tarafı, kaçımız yapıp ettiklerimizle arkamızda kaç tane Kırmızılı Kadın bırakıyoruz, bunu hiç düşündük mü?

Mustafa Süs

Exit mobile version