İhtiraslı Yüklü Değer (Ankara Edebiyat 27.08.2026)
Bazı insanlar var…
Sana değer verdikleri için değil, senin değer verilmeye lâyık olduğunu bildikleri için ve kendilerini toplum içinde küçük düşürmemek için sana değer veriyor görünürler. Normalde başkalarının seni değerli bulmalarından müthiş bir şekilde rahatsızlık duyarlar! Bu oldukça kötü bir hastalıktır! Bir başkasına verilen değerden rahatsızlık duysa duysa şeytan duyar! İnsanların değerli olması bizi asla rahatsız etmemeli aslında!
”O verilen değeri hak etmiyor!” ise onu da dert edinmemek gerek, çünkü o insanların üzerindeki cila elbet bir gün dökülür!
İnsanlara yapay değer verenlerle yola çıkmak faydacı bir yaklaşımla işinize yarayabilir!
Tüm ilgisini size yöneltir, elde avuçta ne varsa size verebilir, hem maddî hem manevî!
Ama gel gör ki değerli insanların bu tür ihtiraslı ilgiye ihtiyaçları olmaz.
O değerli insanlar ferasetli insanlardır.
Yapay, doldurulmuş, sinsi ve ihtiras yüklü değerler, o insanlara yapılan gözle görünmez bir zulümdür.
O insanların yüzüne nefret ettiğinizi söyleyin, onların gözünde inanın daha değerli olursunuz.
Seviyormuş gibi, özlüyormuş gibi, değer veriyormuş gibi yapmanız o insanların size bakış açılarını kötü yönde değiştirir.
Biraz değeriniz varsa yerle yeksan olur o değer.
O insanlar yaptığının iyi olduğunu zannederek ”değer veriyormuş gibi” yapmaya devam edeceklerdir!
İşin kötüsü, bu araz durumu fark ettiğinizi düşünemeyecekler!
Sizin, yapılan o yapay davranışlardan bîhaber olduğunuzu zannedecekler!
Daha da kötüsü nedir biliyor musunuz?
Bu tür insanlar kendilerine yapılan bu tür yapay davranışlardan bîzar değiller.
Asla rahatsız olmuyorlar.
Zaten gerçek anlamda değer veren olmadığı için bunlara…
”Verilsin de yapay değer verilsin” düşüncesindedirler.
Çünkü bunlara yapay değer veren de yoktur.
Karşılaştığı kendisine benzeyen ilgi şımarığı insanlara ettiği birkaç içi boş güzel kelâmın karşılığını alırlar, hepsi budur!
Bu tür insanların ilgi çekme yöntemleri de oldukça sıradan, klasik yöntemlerdir.
Bunlar:
Mütevazılık para ediyorsa mütevazı,
Kibir para ediyorsa kibirli,
Yardımseverlik para ediyorsa yardımsever,
Büyüklere saygı para ediyorsa saygılı,
Küçüklere şefkat para ediyorsa şefkatli,
Cömertlik para ediyorsa cömert,
Cimrilik para ediyorsa cimri,
Birlikte yaşadığı insanlara şirinlik para ediyorsa sevimli,
Şirretlik para ediyorsa şirret olurlar.
Şartlar ne olursa olsun aynı istikamette yürüyebilmek, ya iyi ya da kötü olmak varken…
İkiyüzlü olmayı tercih etmek, hayatta kalabilmenin ön koşuludur bunlara göre.
Hatırlı insanların yanında yapılan cömertlik ne kadar kötüyse bunlar da o kadar kötüdür!
Bunlar dediğime bakmayın.
Bu tür hasletler hangimizde varsa hepimiz aynıyız!
Hepimizde de vardır aslında, azar azar da olsa! Kimse işaret parmağı ile karşısını gösterme konforundan yararlanmasın!
Zaten bizim en büyük yanılgımız da budur!
Ayetleri de, hadisleri de, özlü sözleri de, eleştiri yazılarını da okuyunca bunları kendimize çeki düzen vermek için değil de karşımızdaki insanları terbiye etmek için kullanıyor oluşumuz!
Elbette insanları terbiye edeceğiz, çocukları terbiye edeceğiz…
Ama önce terbiyeli olmak için uğraşacağız!
İnsan meyve değil, olgunlaşınca çürümez!
İnsanın tekâmül süreci ölene dek devam eder.
Zaten bir insan sürekli başkalarını terbiye etmek için yazıp çiziyor, onu bunu paylaşıyorsa o insanlar çok da dikkate alınmıyor!
Bir de Yahudi dükkânında asılı besmele var, kimsenin okumadığı…
Mustafa Süs
